“`html
Rojava’daki insani krizin derinleşmesi, Suriye’de süregelen çatışmalar ve olumsuz kış koşulları nedeniyle yardıma ihtiyaç duyanların sayısını artırıyor.
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bazı bölgeleri terk etmesi ve müzakerelerin başarısız olması sonucu, Rojava, geçici Suriye hükümeti ve ona bağlı güçler tarafından kuşatılmış durumda. Bu nedenle, özellikle su, elektrik, internet ve iletişim hizmetleri gibi temel ihtiyaçlar uzun süredir kesintiye uğramış durumda.

BM, Kobanî İçin İki Insani Yardım Koridoru Açtı
26 Ocak 2026
Ayrıca, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) gibi insan hakları kuruluşları, “büyük bir insani kriz” uyarısı yaparak, yerel halkın gıda, ilaç ve bebek maması gibi temel ihtiyaçların temininde büyük zorluklarla karşılaştığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler ve BCF Yardımları Ulaştı
Yardım çağrıları sürerken, Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, Kobanî ve Haseke’ye insani koridorlar açıldığını duyurdu. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen, Halep ilinden yola çıkan 24 tırlık insani yardım konvoyu Kobanî’ye ulaşmış durumda. Barzani Yardım Vakfı (BCF) da Rojava’ya yönelik yardım gönderdi.
Kobanî için Daha Fazla Yardım
İHH, Kobani’ye ulaştırılmak üzere 6 TIR, AFAD ve Kızılay ise 11 TIR yardım gönderdiğini açıkladı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Kobanî’ye gönderilen bu yardımlarla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Bölgede insani bir trajedi yaşanmakta. Ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin ve diğer etnik grupların yanında durmaya kararlıyız. Suriye hükümetiyle işbirliği içinde, mevcut insani koridorlardan ilk aşama olarak 11 tır yardım gönderdik ve bu destek sürecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi zorlu koşullara terk etmeyeceğiz.”
Bu yardımlar devam ederken, Rojava’daki insani krizle başa çıkmak için uluslararası ve yerel organizasyonlar acil yardım çağrısında bulundu. Türkiye’den de Suriye sınırında ek bir insani koridor açılması talep edilmekte.
Yardım Çağrıları
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimler Kurulu: “Bizler, Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu olarak tüm belediyelerimizle birleşerek, bu zor duruma karşı insani ve ahlaki bir sorumluluk bilinciyle hareket etmekteyiz. Belediyelerimiz, kent konseyleri ve diğer demokratik yapılarla birlikte, Rojava halkının acil yardım taleplerini karşılamak için her türlü imkanı seferber ediyor ve bu konuda kapsamlı hazırlıklar yapıyoruz. Belediyelerimiz, bu sürecin gerektirdiği sorumlulukları eksiksiz yerine getirecektir.
Sorunların çözümü için ilgili makamların insani yardım koridorlarını açması ve bu kritik sürecin önünde engel teşkil etmemesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyunu, belediyelerimizin başlattığı bu yardım kampanyasına destek vermeye ve dayanışmamızı artırmaya davet ediyoruz. Belediyelerimizin yardım kampanyaları hakkında detaylar paylaşılacaktır.”
Arap Alevi Örgütleri: “Suriye’de uzun yıllardır süren savaş politikaları, bugün artık halklara ve inançlara karşı sistematik bir yok etme ve tasfiye sürecine dönüşmüştür. Aleviler, Dürziler, Ezidiler ve Kürt halkı; katliamlar, zorla yerinden etme, kaçırma ve inançlarına yönelik saldırılarla hedef alınmaktadır. Bu süreç, Suriye’nin demografik yapısını zorla değiştirmeyi hedefleyen bilinçli bir imha politikasıdır.
Emperyalist güçler tarafından desteklenen cihatçı gruplar, halkların iradesini yok sayarak mezhepçi ve gerici bir düzen dayatmaktadır. Bu tür grupların her türlü saldırılarının önüne geçilmesi, Suriye halklarının barış ve huzur içinde yaşamalarını sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir.
Uluslararası topluluğun bu konuda sessiz kalması ve müdahale etmemesi, durumu daha da karmaşık hale getirmektedir. Suriye’deki yerinden edilmiş halkların güvenli ve onurlu dönüşü sağlanmalı; yaşanan insanlık suçlarına karşı derhal önlem alınmalıdır.
Bizler, bu durumu kabul edilemez buluyor ve savaş suçları, zorla yerinden etme veya demografik mühendislik uygulamalarına dair tüm destekleri kınıyoruz; aynı zamanda taleplerimizi tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlara iletiyoruz.
Suriye’de akan kan derhal durdurulmalıdır. İnsani suçların failleri cezalandırılmalı, susmak suça ortaklık anlamı taşır.
Barış Araştırmaları Derneği (QAD): Sessizlik Can Alıyor: Kuzeydoğu Suriye’deki kitlesel kıyımların önlenmesi için acil bir uyarıda bulunarak, bu bölgede Kürt halkı ve diğer topluluklara yönelik ciddi bir insanlık krizi yaşanma ihtimalinin olduğunu vurgulamak amacıyla bu bildiriyi yayımlıyoruz. Sivil kayıpları ve bölgesel istikrarsızlıkları önlemek için acil siyasi ve insani adımlar atılması kaçınılmazdır.
Mevcut durumda Rojava, Şam yönetimine bağlı silahlı güçlerin ve cihatçı grupların uzun süreli bir kuşatmasıyla karşı karşıyadır. Bu saldırılar sonucunda on binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalmış; elektrik, su ve internet erişimi büyük ölçüde engellenmiştir. Sağlık alanında ise çok ciddi bir çöküntü yaşanmakta; özellikle çocuklar arasında beslenme yetersizliği ve bakım eksikleri nedeniyle önlenebilir ölümler yaşanmaktadır. Raporlar, yerinden etme, insan hakları ihlalleri ve sivil halka yönelik saldırıları detaylandırmaktadır. Rojava’daki Kobani kenti, uluslararası koalisyonun desteğiyle 2015’te özgürleşmiş olmasına rağmen, şu an tekrar bir tehdit altında bulunmaktadır.
Rojava’nın yöneticileri, çok ciddi bir varoluş mücadelesi verirken, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi, SDG’nin IŞİD’e karşı birincil güç olma rolünün sona erdiğini açıklamıştır. Bu karar, SDG’nin çekilmesine ve güvenlik sağladığı alanlarda IŞİD tutuklularının serbest bırakılmasına yol açmıştır. Bu durum, uluslararası güvencelere dayanan bir yapıdan beklenmedik bir ayrılışın sonuçlarını göstermektedir.
Böylesine kritik bir durumda, SDG’nin terk edilmesi, silahlı grupları, Kürt halkına ve diğer etnik gruplara karşı saldırgan politikalar izlemeye teşvik etmiştir. Yaşanan çatışmalar, insanlığa karşı suçlar ve etnik temizlik bağlamında kabul edilemez boyutlardadır.
Bu nedenle, uluslararası topluluğun harekete geçmemesi, yalnızca insani bir kriz yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda istikrarsızlığı da artırmaktadır.
Acil olarak, ABD, AB, Birleşik Krallık, Arap Birliği, BM ve diğer uluslararası toplumlardan şunları talep ediyoruz:
* İnsanlığa karşı suç kapsamına girebilecek toplu katliamların ve zorla yerinden etme olaylarının derhal önlenmesi.
* Kuşatmanın kaldırılması da dahil olmak üzere ateşkesin etkili denetimle uygulanması ve güvence altına alınması.
* Çatışma bölgelerinde sivillerin korunması ve ihtiyaç duyulan yardımların ulaştırılması için uluslararası insani hukuka uygun denetim mekanizmalarının kurulması.
* Acil, güvenli ve engelsiz insani erişimin sağlanması; özellikle Kobani, kritik yiyecek, barınma ve sağlık malzemesi kıtlığı yaşayan bir durumdadır.
* Kalıcı istikrar adına, etkin denetim altında yürütülecek bir siyasi müzakere sürecinin başlatılması.
* Savaş suçları ve demografik yapıyı değiştirmeye yönelik tüm eylemler hakkında bağımsız uluslararası soruşturmaların açılması.
Son olarak, uluslararası topluluğun sessiz kalmasının sonuçları büyük yıkımlara yol açabilir. Harekete geçmek, hem hukuken hem de ahlaken bir zorunluluk haline gelmiştir.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES): “Kobanî ve Haseke, Suriye Arap Ordusu (HTŞ ve bileşenleri) tarafından kuşatıldı. Bu durum, potansiyel toplu ölümlerle sonuçlanabilecek önemli bir kriz yaratmaktadır. Son iki gün içinde açlık ve soğuk nedeniyle dört çocuğun hayatını kaybettiği haberi geldi ve bu sayı altıya ulaştı.
Buna karşı, SES olarak bu duruma kayıtsız kalamayız. Sağlık Bakanlığına acil müdahale ve sağlık yardımı için koridor açılması çağrısında bulunuyoruz.
Bütün ulusal ve uluslararası kurumlara çağrımızdır: Kobanî ve diğer şehirlerde insani ve tıbbi yardımların ulaştırılabilmesi için acil harekete geçilmesi gerektiği yönündedir. Ayrıca, SES olarak sağlık ekiplerinin kahramanca yardımlarına hazırlanmasını öneriyoruz.
Gölcük, Van, Bingöl ve diğer bölgelerdeki overcrowdinglara yönelik çalışma deneyimimizle, Suruç üzerinden açılacak bir insani koridor aracılığıyla gerekli tıbbi ve insani yardımı ulaştırmaya hazırız.”
(AB)
“`